27.11.2015

Cumhuriyetçi Parti Amerikan başkan aday adayı, South Carolina senatörü Lindsey Graham, "Türkiye, Rus uçağını düşürdü. Şimdi, ne olacak?" sorusuna "Hiçbir şey olmayacak" diye cevap veren adam. Rusların "12 uçakları var, 6’sı uçamıyor. Putin, beni endişelendirmiyor. Onun elinde döper var, bizde royal renk."

"Associated Press’in haberine göre Sen Lindsey Graham Pazartesi günü 2016’da Cumhuriyetçilerden başkan adayı olacağını açıkladı. CBS televizyonuna konuşan South Carolina'lı hukukçu "Dünyanın parçalandığını düşündüğüm için aday oluyorum" dedi. Ayrıca dış politikadaki uzmanlığının dünyada yaşanan krizlere çözüm sunabileceğini ifade etti.

Graham 1 Haziran’da memleketi South Carolina’da adaylığını duyurmayı planlıyor ve şimdiden birçok eyalette Beyaz Saray’a namzet olduğunu göstermek için boy gösterisi yaptı. “Askeri şahin”i olan Graham, dış politika konusunda Arizona Valisi John McCain ile işbirliği içinde ve Amerika’nın karşı karşıya olduğu en önemli hususun milli güvenlik olduğunu ifade ediyor.

CBS’deki demecinde Obama’nın Ortadoğu’daki ABD güçlerinin sayısının azaltmasını eleştiriyor ve Irak’ta en az 10 bin kişilik kara gücüne ihtiyaç olduğu uyarısında bulunuyor.

Graham ‘’Irak’ta ve en nihayetinde Suriye’de daha fazla Amerikan askeri, vatanımızı korumak için ölecek’’ öngörüsünde bulunuyor. Ramadi’nin DAEŞ’in eline geçmesi gibi olaylara engel olmak için bölgede daha güçlü bir Amerikan varlığına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Graham seçim kampanyasının merkezine, /Meksika’dan/ göç gibi güncel iç meselelere karşı öncelikle dış politikayı oturtacak. İkinci olarak, ABD’nin dış politikada yeni yalnızlık (isolationist) politikaları ne söylerse söylesin, Amerika’nın güvenliği ve dünya liderliğinin yeniden ihdas edilmesi için yapılacak fedakarlıkları göz ardı etmeyecek. Üçüncüsü, Graham 2016’da Cumhuriyetçilerden başkan odayı olmayacak çünkü sinsiliğin ve kıvraklığın para ettiği çağımızda o ölümcül bir politik hastalığa yakalanmış: Daha açık ifade etmek gerekirse, Graham bir politikacı için aşırı dürüst. Ancak tüm bu söyledikleriyle Graham hayranlık uyandırmıyor değil. Graham’da kan, ter, çaba ve gözyaşı ile yoğurulmuş dış politika önerilerinin bedelini ödeme konusunda Churchill’i hatırlatan tutum sergiliyor.

Diğer adayların Amerika’nın dünya liderliğini yeniden ihdas etmeye yönelik üstünkörü açıklamalarının bir bedeli var. Onlar şimdilik karşı karşıya kalacakları zorluğu asgariye indirmeyi tercih ediyorlar. Ama South Carolina senatörü bu hususun çok da küçümsenecek bir şey olmadığı kanaatini taşıyor. Ve eğer Amerika bu zorlukları ciddiye alıyorsa, bunun ülkenin bütün güçlerinin, evet Irak gibi pek çoğumuzun adını yeniden duymak istemediğimiz bir yerde bile, karada ve teyakkuzda olması anlamına geliyor. Ancak çok da seçeneğimiz olmayacak. DAEŞ bertaraf edilmediği sürece ilerlemeye devam edecek ve Amerika’nın kararlığı sadece kısa bir süre işe yarayacaktır. Ordu ve Dış ilişkiler senatosundaki geçmişi hesaba katıldığında Graham net konuşan tek senatör: ‘’Şu açıktır ki Radikal İslam kontrolden çıkıyor. Artık onların daha fazla sığınak, daha fazla para, daha fazla silah ve vatanımızı yerle bir etmek için 11 Eylül’den daha fazla imkana sahipler ’’ diyor.

Başkan ve başkumandan olarak, Graham bu teröristlere savaş açacağını, onları küçültüp ilerlemelerini durduracağını vaadediyor. Ve ekliyor: "Korkarım bazı Amerikalılar onlarla savaşmaktan yorgun düşmüş. Ama size kötü bir haberim var: radikal İslamcılar sizinle savaşmaktan yorulmadılar."

ABD’nin altıncı Başkanı, John Quincy Adams (1767-1848), ”Amerika, canavar bulup öldürmek için sınır ötesi operasyon düzenlemez” derken, canavarın bizim üstümüze gelmesi durumunda ne yapmamız gerektiğini söylememiştir. Ama Lindsey Graham söylüyor: Yok et! Ödenecek bedel hiçbir zaman az olmayacaktır ama yok et! Senatör gibi, Amerikalılar da bunun böyle olduğunu, hatta nasıl yüzleşmeleri gerektiğini artık öğrenmiş olsalar gerekir.

Tüm bunlar Graham’ın iç meselelere hiç kafa yormadığı anlamına elbette gelmiyor. Ama meseleleri demogoji yaparak ele almıyor. Aksine, bu konularda tuttuğu kayıtlar, makul ve gerçekçi. Kendisi partisinin en ateşli isimlerinin desteklediği birtakım yasa tasarılarında Obama hükümetinden yana oy kullandığı da olmuştur. Senatör Graham, kader arkadaşı McCain ile birlikte 2013 yılında, cezalarını ödemeleri, İngilizce dil yeterliliklerini belgelemeleri ve vatandaşlık standartlarını karşılamaları durumunda, yasadışı göçmenlere vatandaşlık verilmesi amacıyla bir yasa taslağı da hazırlamıştır.

Graham’ın bu yaklaşımı, ABD’deki yabancı düşmanlığının bertaraf edilmesi için oldukça makul bir adımdır. Bu girişimin halen ses getiriyor olmasına karşın, Cumhuriyetçi parti tabanında karşılığı yoktur. Biz duymak istemesek de, bu, Amerikalıların sağduyularına hitap etmenin bedelidir bu.

Kimse Graham’ın bu konuda çabalamadığını söyleyemez. Bu bağlamda ülkenin teşekkürlerini ve saygısını hakeder. Öte yandan, dış politika hakkında yerel gerçeklerden bahsetmenin yeterince popüler olmadığını düşünenlerdenseniz, Graham’ın sosyal güvenlik ve sağlık hakkındaki sözlerine kulak verin: ‘“Hak ediş programlarını, yardımların en çok ihtiyacı olanlara gittiğinden emin olabileceğimiz şekilde düzenlemeliyiz. Bu, başkanlık katında kararlı liderlik gerektirecektir.”

Buyurun, burdan yakın! Graham’la aynı fikirde olan, açık sözlülüğünü takdir eden yandaşları bile, sosyal güvenlik gibi üzerinde konuşulması bile Amerikan politikacıları için ölümcül sonuçlara gebe olan bir mesele hakkında fikir beyan ediyor olmasını “aşırı dobra” bulabileceklerdir. Çünkü bu konulara değinmek başkanlık kampanyasının sonu anlamına gelebilir.
/Nitekim/ Senatör’ün 35 yaşındaki hemşerisi ve destekçisi Daniel Nichols bile onun fazla gerçekçi olduğunu şöyle ifade ediyor: “Sosyal güvenlik meselelerinde haklı olabileceğini düşünürüm, beni kaygılandıran söyleminin aşırı doğrucu olup olmadığı.”

Keşke, aşırı doğruculuğa hevesli adaylarımızın sayıları artsa. “Az kaypak” olmakla yetinmeyenlerden mebzul miktarda nasılsa var elimizde.”

Paul Greenberg, Haziran 2015.