08.11.2015

“THE NEW YORK TIMES” ERDOĞAN’DAN NE İSTER?

Sizi bilmem ama “medya” deyince, benim aklıma gazete, dergi, radyo, televizyon, hatta internet gelir de, sinema gelmez. Gelmesi gerekir ama sinemayı halâ “sanat”tan saydığım için midir nedir, gelmez. Oysa, “mass media” dedikleri, tek taraflı yayın yapan bu mecraların tümünü içerir. Ve tek bir medya yığışımı (conglomerate) yoktur ki, sinemanın başını çektiği eğlence sektörünü içermesin!

ABD’nin en büyük medya yığışımı, Time Warner, mesela, CNN, AOL, New Line Cinema, Time Inc., Time Warner Cable, HBO, Turner Broadcasting System, The CW Television Network, The Warner Bros. Com, UBU Productions, Warner Bros., Entertainment, Kids' Warner Bros, Cartoon Network, DC Comics, sinema, tv, basın, internet hizmetleri, yayıncılık, telekomünikasyon, hepsini kapsıyor!

Ve Time Warner’ın CEO’su, Richard D. Parsons, “African-American Republican,” yani, 2016 başkan aday adayı Ben Carson gibi bir “Karaderili Cumhuriyetçi!” Görün ki, karaderili bir Amerikalının “Cumhuriyetçi” olması, Nuray Mert’in BBP’ne iltihak etmesi gibi bir durumdur ki, sık rastlanır hadise değildir!

Oralarda neler oluyor diye bakınca ancak anlaşılıyor, meğer, Parsons’un babası Nelson Rockefeller’in emektarı! Rockefeller, New York Valisi iken, baba Parsons onun emrinde çalışmış. Rockefeller, 1974’de Başkan Gerald Ford’un yardımcılığına getirildiğinde, Parsons da onunla birlikte Washington’a taşınmış, orada Başkan Ford ve yardımcısı Rudolph W. Guiliani ile teşriki mesai yapmış.

New York belediye başkany Rudy Guiliani, önemli bir adam. Kraliçe Elizabeth “şövalye” yaptı!
Herneyse.

2001’de George W. Bush tarafından Sosyal Güvenlik kurumunun başına atanan bu Parsons, buradan Rockefeller Vakıflarının yönetimine geçiyor, 9/11 olayından sonra kurulan World Trade Center Memorial Foundation’ın mütevellisinde. 2008’de demokrat Obama’ya danışmanlık yapmaya başlamış. Yükselişe bakar mısınız? Heyhat! Nepotizm denilen illet, bize özgü değil!

“Yığışım” tanımına dikkatinizi çekerim. Yığışım (conglomerate) dedikleri, holding değil, kartel değil, içinde gazoz imalatından, insansız hava aracı yapımına kadar, farklı alanlarda ama içiçe girmiş yüzlerce şirket barındıran muazzam/colossal iktisadi şebekeler. Yeni Dünya Düzeninin oligarkları bu şebekelerden yetişiyor. Düşünün ki, karaderili Parsons’un başında olduğu “Time-Warner” medya yığışımı bunlardan sadece bir tanesi. Global Oligarklar dayanışmasının nasıl bir güce evrilebileceğini tahayyül edebilirsiniz.

ABD dendiğinde, algımızı inceltmenin, Amerika’nın – siyasi, sosyal, sanatsal, bilimsel, vb. vb. kurumlarını oluşturan bireylerde odaklanma zamanıdır. Düşünün ki, petrol kuyusu sahibi olan bir Amerikan Başkanının kişisel çıkarlarının ABD’nin Ortadoğu politikalarını etkilemeyeceğini ummak hamakattır. Petrol baronlarından kul hakkına riayet beklemek abesle iştigal.

Rahmetli Aytunç Altındal’ın “21. yüzyıl karizmatik çağın bittiği, enigmatik çağın başladığı dönemdir” tespiti kulaklarımıza küpe olsa yeridir. “Evet, demokrasi askıya alınacak,” demişti, “İnsan hakları, eşitlik, kardeşlik, demokrasi, feminizm gibi… ‘çifte standartları’ bizim gibi ‘Westoxication’ hastalığına tutulmuş ülkelere kazıklıyorlar.”

New York limanının girişinde, elinde lâmba dikilmiş, evsizleri, bedbahtları bağrına basmak üzere bekleyen kadın, mevzini terk edeli çok uzun zaman oldu.

Özgürlük Heykelinin yerinde artık yoksul göçmenleri “Yurtseverlik Yasası” uyarınca sorgusuz, sualsiz ve süresiz tutuklamak üzere pusuda bekleyen CIA, FBI, NYP rütbelileri var.

Siz siz olun, 24 Ekim 2001’de kabul ettikleri Yurtseverlik Yasasını (Patriot Act) okuyun. Ve neo-gestapoyu kimmiş, görün.

Şüphe üzerine süresiz tutuklamalar, şüphe üzerine ev, işyeri basmalar, mahkemeden izinsiz telefon dinlemeler, e-mail okumalar, mali kayıt incelemeler, iş akitlerine hatta arşivlere el koymalar, ilâh! “Patriot Act” Hitler’in April 7 Nisan 1933 tarihlimemurin kanunu “Berufsbeamtengesetz”e rahmet okutur.

Amerika’nın yoksul beyazları büyüdü, palazlandı, drover iken cowboy, cowboy iken Hollywood’a star, Warner Bros’a şarkıcı, Time Warner’a CEO, Beyaz Saray’a president oldular. Artık “insan hakları”ndan anladıkları, Yurtseverlik Yasası. Eşitlik”ten anladıkları, Gazze. Kardeşlik”ten anladıkarı, G-8. Demokrasi”den anladıkları, Nefret Yasaları. “Feminizm”den anladıkları, Lady Gaga değilse, Paris Hilton.

ABD’de isim yapmış sütun yazarlarının, sinema yıldızları misali ajanları vardır. Ünlü gazeteciler yazılarını bu ajanlar aracılığı ile birden fazla yayın organına satarlar. CNN’de Irak “Kafa Kopartma Operasyonu”nu ballandıra ballandıra anlatan Christiane Amanpour nam nadan kadını hatırlarsınız. “Bence Taliban ile AKP arasından hiçbir fark yok” diyen ebleh Daniel Pipes’ı hatırlamıyorsanız, hatırlamalısınız. Bu ikisi, “syndicated” dedikleri, ajans sahibi yazarlardır.

 The New York Times

Syndicated” gazeteci olup da, CIA ile işbirliği yapmayan gazeteci sayısı bir elin beş parmağını geçmez. Nitekim, CIA genel merkezindeki kayıtları, son yirmi-beş yılda 400’ü aşkın Amerikan gazetecisinin Merkezi Haberalma Örgütü adına gizli görevler üstlendiklerini söyler. CIA kayıtları, gazetecilerin Amerika’nın ileri gelen haber örgütlerinin onayı ile hizmete alındıklarını da söyler.

Yeni bir durum değil, bir yaşam biçimidir. Genel yayın yönetmenleri, yazarlarını CIA ile paylaşırlar. Bunların arasında CBSden William Paley, Time Inc.’den Henry Luce, New York Times’dan Arthur Hays Sulzberger, Louisville Courier-Journaldan Barry Bingham Sr. ve Copley News Serviceden James Copley bilinen isimlerdir.

ABC, NBC, The Associated Press, United Press International, Reuters, Hearst Newspapers, Scripps-Howard, Newsweek dergisi, Mutual Broadcasting System, The Miami Herald, eski Saturday Evening Post ve New York Herald Tribune: CIA listesindeki diğer isimler.

Sanmayın ki, CIA-Medya işbilirliği yeni bir gelişmedir. CBS’in William Paley’si, daha 1927’de, 114 radyo kanalının sahibiydi. İkinci Dünya Savaşında General Eisenhower’ın emrinde “Psikolojik Savaş” şubesinde albay rütbesi ile görev yaptı. Ukrayna kökenli Yahudi, William Randolph Hearst’ün torunu ile evlendi. Günümüzde bütünü Hearsz ailesine ait olan The Hearst Corporation’ın yıllık cirosu 9 milyar dolar (2014).

Dünyanın en büyük medya yığımlarından birisi. 15 günlük, 36 haftalık gazetesi, aralarında Harper's Bazaar,Cosmopolitan, Esquire, Elle’'in de olduğu 300 dergisi ve 31 televizyon kanalı var. Prodüksiyon şirketleri cabası.

“Dünya 5’den büyüktür” diyen Erdoğan haklı olsa ne, olmasa ne?